ana sayfa

 

    Neden Üye Olmalıyım?

 

 

 

 

 

 

2. EL ARAÇLAR

KURUMSAL

 YARARLI BİLGİLER

HİZMETLERİMİZ

İNSAN KAYNAKLARI

BİZE ULAŞIN

Yararlı Bilgiler
Kasko Bedeli
Otomotiv Tarihçesi
Kurlar

OTOMOBİL TARİHİ


     Tarihte ilk motorla çalışan otomobil 1862 yılında Etienne Lenoir tarafından icat edildi. Artık atla çekilen arabalar ve posta arabaları ortadan kalkmaya başlayacaktı.

     Bu buluş tarihte ilk değildi daha öncedende buhar gücüyle çalışan otomobiller kullanılmaya başlanmıştı. Lenoir' ın başarısı, bir silindirin içinde benzinin yanmasıyla çalışan "içten yanmalı" küçük motoru icat etmesi olmuştu. Birkaç yıl sonra, petrolle (benzinle) çalışan motorlar, hemen arkasından da ilk motorlu otomobiller yapıldı. 1885' te, Almanya' nın Mannheim kentindeki Karl Benz' in atölyesinde, halka satılan ilk otomobil üretildi.

     Bu gelişmelerle otomobil çağı başlamış oldu...


Türk Otomobil Tarihi
     Devrim : Üreticisi Eskişehir Demiryolu Fabrikası (TÜLOMSAŞ)`dır. 1960'lı yıllara kadar Türkiye'de sadece Amerikan otomobilleri ve bazı Avrupa otomobilleri bulunuyordu. Ancak ülkede bir döviz darboğazı vardı. Hem ithal edilen otomobiller, hem de bu otomobillere gerekli olan yedek parça için yabancı ülkelere önemli miktarlarda döviz akıyordu. 1960 İhtilali'nin ardından millî bir otomobil yapılması için Devlet Başkanı Cemal Gürsel' in ilgisi ve desteği ile Adapazarı Vagon Fabrikası'nın Cer Atölyesi'nde, çeşitli otomobillerden toplanan aksamlar ve elde imal edilen motor, kaporta ve benzeri parçalarla bir kaç ay içinde Devrim ortaya çıktı.


     Ford Consul tarzı olan bu aracın çizimleri dahil 140 günde yapıldığı bilinmektedir. Bu kısa süre nedeniyle, camı başka bir otomobilden, farı başka bir otomobilden adapte edilerek oluşturulmuştu. Bu şekilde biri beyaz, diğeri siyah renkte 2 prototip imal edildi.

     Eskişehir'den trene yüklenen ve benzin depoları talimatlara göre boşaltılan prototipler törenlere yetiştirilmeye çalışılırken, kalabalık yüzünden benzin konulamayınca, tören sırasında benzini bitti. Basında çıkan "Devrim yolda kaldı" manşetleri ve eleştiriler nedeniyle de proje rafa kaldırıldı.



     Anadol :Vehbi Koç 1959'da kurduğu Otosan Fabrikaları'nda Ford markası altında kamyon üreten, 1960 senesinde de Ford Consul ve Ford Taunus’un montajını yaptı. Bunları gerçekleştirdikten sonra Vehbi Koç Otosan çatısı altında bir Türk otomobili üretmek istiyordu. Sac karoserli bir otomobilin üretim rakamlarının pahalıya mal olması, İsrail yapımı (Autocars Co.) bir pick up’tan esinlenerek yapılan fiberglass gövdeye yöneltti. Başbakanlık MKE’nin onayını istedi ancak MKE bu projeye onay vermedi. İngiliz Reliant dizayn firması tarafından FW 5 (Four Wheeler 5) olarak adlandırılan prototip, tam olarak hazır olmamasına rağmen yola çıkarıldı ve İngiltere'den İstanbul'a 63 saatte geldi. Otomobili 22 Aralık 1965'te inceleyen ve deneme sürüşü yapan Sanayi Bakanlığı yetkilileri, üretimi 10 ayda gerçekleştirmeleri ve fiyatının 30.000 liranın altında olması şartıyla üretim izni vereceklerini açıkladılar.

     10 Ocak 1966'da resmi başvuru yapıldı. Bu arada otomobile isim koymak için bir anket düzenlendi. Ankete gelen 100.000'i aşkın mektupta 2000'den fazla isim önerisi vardı. Bunlar içinde en beğenilen Veko (Vehbi Koç), Anadolu, Anadol, Otosan gibi teklifler olmuştu. Planlandığı gibi 19 Aralık 1966'da ilk yerli otomobil olan Anadol üretim bandından indi. Otomobilin satış fiyatı 26.800 liraydı ve bu rakam 1966'daki döviz kuruyla 2.980 dolara eşitti. İlk üretilen 2-kapılı Anadol'da 1.2 litrelik (1198 cc Anglia) Ford motoru vardı. İlk yıl 1760 adet üretilen Anadol'un binek modellerinin üretimi, daha sonraki yıllarda 7.000'e kadar ulaştı. Seriye 71 yılında 4-kapılı Anadol da katılırken 2-kapılı modelin üretimi 1975 yılında sona erdi. Motor hacmi 1968'de 1.2 litre'den 1.3 litre'ye yükseltildi. Diğer modeller, Anadol STC-16 (spor otomobil) ve Anadol SV 1600 1973'te, Böcek (hobi otomobili) ise 1975'te üretildi. 1.6 litre motorların kullanıldığı STC 16 modelinden üç yılda toplam 175 adet, SV 1600 station modelinden ise 9 yılda toplam 6.072 adet üretildi. Böcek ise üretimde kaldığı bir yıl içinde 202 adet sattı. 2-kapılı Anadol 1966-1975 yılları arasında 19.715 adet üretilirken 4-kapılı'lar 1971-1981 yılları arasında 35.365 adet satıldı. STC-16 düşünce olarak çok iyi bir arabaydı ve performansı da çok iyiydi. Ancak dönemin koşulları, bu modelin otomotiv tarihinde alabileceği gerçek yerin anlaşılamaması, 2 kişilik bir otomobilin o günkü şartlarda aşırı lüks görülmesi ve bu nedenle geniş kitlelere yayılamaması sebebiyle bu otomobil üretimden kaldırıldı. Yerli otomotiv sektörünün gelişmesini istemeyen dönemin ithalatçıları ve büyük markalar, her türlü aleyhte kampanyayı yürütmüşlerdi. Buna karşın yine de bu arabayı anlayan bir kullanıcı ve hayran kitlesi vardı.

     Anadol'u koca Amerikan arabaları ile mukayese edenler iki aracın farklı kulvarlarda olduğunu ve küçük bir arabanın da aslında ne kadar başarılı olabileceğini görmezden gelmişlerdir. Amerikan arabalarının yıllara karşı koyamamaları, buna karşılık, çelik şasili ve paslanmaz karoserili, hele o sağlam Kent motorlu (Anglia motor ya da Cortina veya Escort motorlu olarak da tabir edilen) Anadol'ların her türlü hor görmeye ve kesilme korkusu ile titremelerine karşın hala ayakta olduklarını görmek bizleri mutlu ediyor. Ve Anadol dünya klasik otomobil literatürlerinde yerini çoktan aldı bile (1967 Anadol A1, 1973 STC-16 ve 1975 Böcek)... Anadol binek modelleri bantlara veda ettiği 1984 yılına kadar toplam 62.874 adet üretildi ve yerini sac karoserli Ford Taunus'a bıraktı.
Audi
     Audi, Alman bir otomobil şirketidir; Volkswagen grubunun bir parçasıdır. Şirketin merkezi Ingolstadt, Bavarya'da bulunmaktadır. Şirketin geçmişi 1899 yılına ve August Horch'a dayanmaktadır. İlk Horch otomobili kendisi tarafından 1901 yılında tasarlanmıştı. 1910 yılında Horsche şirket dışarısına atılmış ve kendi adını eski ortaklarıyla olan anlaşmazlıklar nedeniyle artık yaptığı tasarımlarda kullanamayacak hale gelmişti. Eski Almancada anlamı "Dinle!" olan "horch", Latincede aynı anlama gelen Audi'yi markası olarak kullanmaya başladı.1932 yılında Audi, Auto Union'u oluşturmak üzere Horch, DKW ve Wanderer şirketleri ile birleşti. Auto Union kullandığı birbirine bağlı dört halka da bugün Audi'nin logosu olarak kullanılmaktadır.


     İkinci Dünya Savaşı sonrasında, şirket DKW etrafında ürünlerini sunmaya çalıştı. Ancak iki çekişli motoru o kadar ünlü olamadı. Eylül 1965'de Audi tekrar bir çıkış yaparak 72 beygirlik 4 kapılı sedanını piyasaya sundu, dünyanın en modern motorlarından biriyle. 1970'lerde Audi 1950 yıllarında dünyanın en büyük motorsikletlerini üreten şirket olan NSU ile birleşti. Bu şirket Neckarsulm, Stuttgart yakında bulunmaktaydı. NSU daha küçük arabalar yapmayı öngörüyordu; daha sonrasında yeni bir rotasyon motorlarında kullanılmaya başladı. 1967'de çıkartılan yeni NSU Ro 80 bir uzay çağı arabasıydı ve o gün itibariyle sundukları aerodinamik, ağırlık, güvenlik açısından kusursuzdu, ancak motorlardaki rotasyon hatası NSu için pahalıya patlamıştı. Yine de günümüzde hala Audi'nin bazı modelleri Neckarsulm'da üretilmektedir.


     Geçen 30 yıl içerisinde Audi yüksek güce sahip bir çok model sundu. 1980'de piyasaya sunulan Ünlü "Quattro" modeli ; ilk kez kullanılan 4 çekerli turbo bir spor arabasıydı. Audi bu atılımla teknolojide zirveye oturdu. (Bu teknoloji daha sonrasında dünya'nın hemen hemen tüm otomobil şirketleri tarafından kullanılmıştır.) Audi 80 modeli ile beraber, tüm modeller "Quattro" özelliğini kazandı. Audi 80 her ne kadar 1986 yılında "dede arabası" imajına sahip olsa da unutulmaz tasarım 1989'da piyasaya sunuldu. Bu model piyasaya bomba gibi düştü ve oldukça iyi satış rakamlarına ulaştı. Gelişen teknoloji ile, Audi dünyanın en gelişmiş motorunu kullanmaya başladı. 1995'de S4 modelinde kullanılan dört çekerli motoru bu döneme damgasını vurdu.


     1997'de de dünyanın tamamen aliminyumdan yapılmış ilk otomobilini sunan Audi, A8 modeli ile aliminyum uzak çizgilerine ulaşmış oldu. 90'ların ortasında yeni serilerini piyasaya süren Audi dünyanın en kaliteli otomobilleri arasında yerini aldı. 2000 yılı itibariyle 24 saatlik Le Mans yarışını 4 kez ard arda kazanan Audi 2003'de VW grubunun başka bir modeli ile ancak tamamen Audi kadrosu ile Bentley modeli altında da bu başarıya imza attı.
Chevrolet
     Chevrolet bugün dünyanın en büyük 2.otomotiv üreticisi olan General Motors’un en çok tercih edilen markasıdır. Her yıl 4.5 milyon kişi Chevrolet otomobillerini tercih etmektedir. Chevrolet markası, Avrupalı bir mühendis olan Louis Chevrolet ile daha sonra General Motors firmasını kuran Amerikalı Billy Durant tarafından 1911 yılında kurulmuştur. Kurduğu şirket Chevrolet, hızla büyüyerek güven, emniyet ve paranın karşılığı kavramlarına yeni standartlar getirdi. O zamandan bu yana, tüm dünyada milyonlarca Chevrolet araç üretildi ve satıldı. İçinin rahat olmasını isteyen herkes ama herkes için Chevrolet daima mühendislik ve yolcu güvenliği kavramlarının öncüsü olmuştur.

     General Motors ailesinin bir üyesi olan Chevrolet, dünyanın en büyük 2.otomobil şirketinin tam desteğine sahiptir ve onun eşsiz genişlikteki kaynaklarına tümüyle ulaşabilmektedir. Chevrolet kanıtlanmış teknoloji, kalite, güvenilirlik, şık tasarım ve paranın benzersiz karşılığı demektir. Avrupalının gereksinimlerine uygun olarak tasarlanan bugünün yeni Chevrolet’i, 44 ülkedeki kapsamlı bayi ağıyla desteklenmektedir.
Yeryüzündeki her onaltı otomobilden biri Chevrolet'tir. Bir söylentiye göre, 1896-1897 yılları arasında Fransa'da yaşayan sıradışı bir adam bisiklet atölyesinde çalışırken "Chevrolet" ismi ile Amerika'nın en zengin ailelerinin arasına katıldı. İsviçre'nin La Chaux-de-Fonds kentinde bir saatçinin oğlu olan Louis'in 11 yaşında çalıştığı bisiklet atölyesinde "hızlı bir bisiklet" üretip yarışlara katılarak birinci oldu ve aldığı ödülle altı kardeşinin ve ailesinin geçimini sağladı. Chevrolet'nin güçlü pedalları ona geleceğini sundu.

     1896- 1897 yılları arasında Amerika'nın saygın iş adamlarından Vanderbilt üç tekerlekli motor bisikletini tamir ettirmek için Louis'in tamirhanesine uğradı ve yeteneğini gördükten sonra onu Amerika'ya götürmek için ikna etmeye çalıştı. Louis Paris'te Darracq'la eğitiminden sonra Kanada'da şoför ve makinist olarak görev yaptı. Louis Chevrolet 1901'de nihayet rüyasını gerçekleştirerek New York'ta De Dion-Bouton'da çalışmaya başladı. Sonraki dört yıl burada motor tasarımı üzerinde çok çalıştı ve 1905'te motor yarışlarında dünya rekoru kırdı ve 15 yıllık yarış hayatına ilk adımını attığı yıl sevgilisiyle evlenerek yuva kurdu.
Chevrolet'nin yarış kariyeri 1907 de Buick Bug lastiklerini kullanmasıyla zirveye çıktı. Buick, William Crapo Durant tarafından önemli otomobil markası haline getirildi. Buick, 1908 de New Jersey'de daha sonra ismine General Motor olarak devam edecek olan Durant General Şirketinin bir parçası oldu. 3 Kasım 1911 de Durant ve Chevrolet güçlerini birleştirerek Chevrolet Motor Otomotiv Şirketini kurarak efsanenin doğmasını sağladılar.

     Durant'ın vizyonu Chevrolet Şirketi'nin gücüne güç katmak oldu. Böylece Chevrolet markası kısa zamanda kalite, değer, güvenirlilikle eş anlamda anılmaya başlandı, öyle ki Chevrolet 40 yıllık (1936-1976) Ford otomobillerini geride bıraktı.
General Motors ailesinin köklü bir üyesi olan Chevrolet, 12 Şubat 2004'ten bu yana Türkiye’de hizmet vermeye başladı. Bilhassa Avrupa’lı müşteri isteklerine göre düşük fiyat ve düşük yakıt tüketimine sahip, sağlam ve güvenlikli araçlar ile Avrupa pazarına özelleşmiş ürün gamı ile, Türkiye pazarına girilmiştir. GM, Türkiye’de Opel markası ile başlayarak 1990’dan beri iş yapmaktadır. Mayıs 2000’de Saab markası ve 2004’te Chevrolet markası GM Türkiye grubuna katılmıştır.
Bmc
     Türkiye'nin en büyük ticari araç üreticilerinden BMC, 1964 yılında İzmir' de kuruldu. İlk yıllarda Austin ve Morris markalı ticari araçları üretti. Kamyon, kamyonet, traktör ve motor üretmeye başladığı 1966 yılından itibaren giderek büyüdü ve güçlendi. BMC'nin başlagıçta %74 olan yerli sermaye oranı yıllar içerisinde artarak 1989 yılında Türkiye'nin %100 yerli sermayeli tek ticari araç üreticisi olmasını sağladı.
Türk otomotiv sektörünün gelişmesinde önemli bir role sahip olan BMC, 1976 yılında, Türkiye'de ilk dizel motor üretimini ve benzinli motorların dizel adaptasyonunu gerçekleştirerek, Türk otomotiv sektörüne büyük katkılarda bulundu. Motorlu araçların yanı sıra, Türk sanayiinin ihtiyaç duyduğu endüstriyel motorları, jeneratörleri, deniz motorlarını ve askeri amaçlı ürünleri de üretmeye başladı. Yine bu yıllarda, Leyland serisine ait ilk hafif ticari araç olan Leyland 30 kamyoneti piyasaya sundu. 1983 yılında Volvo Truck Corporation ile ortaklık kuran BMC, Türkiye'nin ilk turbo motorlu ticari araçları olan Yavuz serisini üretti.1985 yılında anlaşma yaptığı Cummins Engine Company ile Cummins motorlu Fatih serisi kamyonları üretmeye başlayarak, dünyanın en güçlü üreticileri arasındaki yerini sağlamlaştırdı.

     1989 yılında şirketin bütün hisselerinin bugün Türkiye'nin en büyük holdinglerinden biri olan Çukurova Holding tarafından alınmasıyla, yeni bir büyüme stratejisi belirlendi. Bunun üzerine BMC, tamamen yerli ve özgün bir tasarım yaratmak amacıyla 1990 yılında ünlü İtalyan tasarım kuruluşu Pininfarina ile işbirliği anlaşması imzalayarak, altı yıl süren yoğun çalışma ve 120 milyon ABD Doları'nı aşan yatırımın sonucunda, 1996 yılının Haziran ayında sınai ve ticari mülkiyeti BMC'ye ait olan Profesyonel'i piyasaya sundu. Profesyonel serisi, BMC'nin dünya çapında tanınmasını ve uluslararası bir marka olmasını sağlayarak Türk otomotiv sektörüne dünya çapında itibar kazandırdı.BMC yatırımlarına devam ederek 2004 yılında 40 milyon dolarlık yatırımla tüm mühendislik çalışmaları BMC’ye ait olan Megastar’ı yarattı. 74 mühendis ve 159 teknik elemanın 5 yıl süren zorlu çalışmasının ürünü olan Megastar, yüzlerce performans, güvenlik ve dayanıklılık testinden başarıyla geçti. Üstün teknolojisi ve modern tasarımıyla hafif ticari araç pazarında yepyeni bir sayfa açan Megastar’ın, farklı sektörlerin her tür ihtiyacını karşılayabilecek vanlar, kombiler, kombi vanlar, minibüsler ve kamyonetlerden oluşan 19 modeli var.

     Halen endüstri, inşaat, iletişim ve bilişim teknolojileri, medya, nakliye ve hizmet, finansal hizmetler sektörlerindeki 144 şirketi, 34.350 personeli ile Türkiye'nin en büyük holdinglerinden Çukurova Holding bünyesinde faaliyet gösteren BMC, ürün tasarım, geliştirme ve mühendislik çalışmalarını dışa bağımlı olmadan sürdüren tek Türk otomotiv kuruluşudur.
Citroen
     Otomotiv tarihinde çığır açan pek çok yeniliğe imza atan Citroen, 1919 yılında Andre Citroen tarafından kuruldu. 4 Haziran 1919’da Citroen markalı ilk otomobil satıldı; 10 HP A Type Torpedo. Citroen, Avrupa’nın ilk seri üretim otomobili A Type’ı otomotiv tarihine kazandırmıştır. 1924 yılında A Type ile kazanılan deneyim sayesinde B serisinin üretimine geçildi. Seri içinde dünyanın ilk çelik karoserli otomobili BlO yer aldı.
1934 yılında Citroen dünyada ilk önden çekişli otomobilin seri üretimine başladı. 1938 yılında Citroen dünyanın ilk "hydropnömatik süspansiyonlu" otomobili La 15 Six’i icat etti. 1955 yılında Citroen dünyanın fren disklerini standart olarak sunan ilk otomobili DS’i icat etti. Yüzyılın otomobili olarak övgülere doymayan DS, “gerçekleşen bir düş, bir mucize” olarak tanımlanmıştı. 1978 yılında dünyanın ilk en hızlı turbosuz otomobili La CX 2500 Diesel'i icat etti. Aynı yıl yine dünyanın ilk tam elektronik ateşleme sistemine sahip otomobili La LNA'yı satışa sundu.

     1989 yılına gelindiğinde Citroen, herkesi yine şaşırttı; dünyanın ilk hidroaktif süspansiyonlu otomobili XM sahnedeydi. Ardından da 1994 yılında Citroen AX Eco 2,7lt/100 km ile yakıt ekonomisinde dünya rekorunu kırdı. 2000 yılının Kasım ayında, Citroen otomobil endüstrisinde bir ilk olan ISO 9001 (versiyon 2000)’i aldı. 2002 yılında Citroen yeni bir satış rekoru kırdı; 1 312 000 araç.

     Citroen, 1995 yılından itibaren "Baylas Otomotiv" tarafından ithal edilmeye başlandı. Baylas Otomotiv'i de bünyesinde bulunduran "Bayraktar Holding", ülkemizin önde gelen yatırım gruplarındandır. Citroen, organize satış ve satış sonrası teşkilatını "TS 12047" normlarına uygun olarak güçlendirmeye devam etmektedir.
Dacia
     Dacia, 1966 yılında Romanya hükümetinin açmış olduğu ihale sonucu kurulmuş, adını Romanya topraklarının eski adı olan Daçya’dan alan, 1999 yılında Renault bünyesine geçen Romanyalı otomobil üreticisidir. Ayrıca Renault'un Romanya'daki markasıdır. 1968 yılında bütün parçaları Fransa’dan ithal edilerek montajı yapılan ve Piteşti’deki fabrikasında boyanan Renault 8 modelini Dacia 1100 adıyla piyasaya vererek üretime başladı. Dacia 1100, 4 kapılı 5 kişilik karosere ve arkadan konumlandırılmış 1100 cc’lik 4 silindirli 46 BG gücünde motora sahipti. 133 km/sa. azami hıza sahipti ve 100 km’de ortalama 6,6 lt benzin tüketiyordu. Dacia 1100 modeli 1971 yılına kadar üretimi devam etmiştir. 1969 yılında Renault 12 modeli Fransa’da üretilmeye başlayınca Dacia da 1300 adı ve kendi logosu altında 12’yi montajlamaya başladı. Dacia 1300’lerde 1289 cc’lik 54 bg motor kullanıldı. Azami hızı 144 km/saatti ve 100 km’de 9,4 lt yakıt tüketmekteydi. Türkiye’de Renaut 12’lerin üretimine Dacia’dan 2 yıl sonra 1971 yılında başlanmıştır.

     1973 yılında Fransa ile aynı anda Renault 12 Break olarak adlandırılan ve 12’nin Türkiye’de en popüler modeli olan Station Wagon Romanya’da 1300 Break adıyla üretilmeye başlandı. Yine 1975-1982 yılları arasında kısıtlı sayıda (1500 kadar) 1302 adıyla bir pick up modeli de üretildi. 1302 modelinin çoğu Fransızların eski sömürgesi olan Cezayir’e ihraç edildi. Bu dönemde Renault’nun orta üst sınıfta bulunan 20 modeli de montaj yöntemiyle üst düzey Romen yöneticilerin kullanımına sunuldu.
1981 yılında Dacia 1310 baz alınarak tasarlanmış tek kapılı 1310 Sport ve daha sonra da Dacia 1410 bazlı bir 1410 Sport modelleri sınırlı sayıda üretilmiştir.

     Dacia 1981 a yılından sonra uyguladığı çeşitli makyajlarla Renault 12 modelini üretmeye devam etmiş, 2 ve 4 kapılı pick up’lar dışında 1310 modeli baz alınarak hatchback modeli ve 12 modelinin tamamen dışında küçük boyutlu ve motorlu 500 Lastun modelini 1988-89 yıllarında kısa bir süre için üretilmiştir.

     Dacia eski bir Peugeot modeli olan 309’u baz alarak ürettiği Solenza modeliyle özellikle Romanya’da önemli satış rakamlarına ulaştı. Daha önceki modeli Süper Nova’nın iyileştirilmiş versiyonu olan Solenza 1999 yılında Renault’nun Dacia’yı dünya markası yapmak için geliştirmesine büyük katkılar sağladı.
Ferrari
     Ferrari, lüks spor otomobilleri üreten İtalyan otomobil markasıdır. 1929 yılında Alfa Romeo’nun yarış takımı olarak kurulmuş, 1946 yılında otomobiller üretimine başlamıştır. Logo sarı zemin üzerine siyah bir aygır “Cavallino rampante”dir (şahlanmış küçük at). At porsche logosunun orta parcasida olup, İtalyanın üç rengi olan kırmızı-beyaz-yeşili şiltin tepesine Scuderia Ferrari’yi temsil etmesi için S ve F harflerini ekleyip yarış arabalarında kullanildi.

     Merkezi; İtalya’nın Modena şehrinin yakınındaki Maranello’dadır. Ferrari’nin hikayesi, Enzo Ferrari’nin yaşam hikayesi olarak kabul edilir. 1920 yılında, Alfa Romeo nun yarış pilotlarından biri olur; ismi de bu dönemde bir efsane misali kulaktan kulağa yayılır. O’nun da öncülüğünde Alfa Romeo araba yarışçılığının bir numaralı ismi oldu. Enzo Ferrari’nin hız tutkusu, daha önce hiç kimsenin ulaşamadığı hızlarda virajları dönebilme kabiliyeti yanısıra; arabasının ergonomisinden, motor aksamına her şeyiyle ilgilenmesi O’nu araba yarışları tarihinin ölümsüzleri arasına sokar. Ferrari 1951 yılında İngiltere Gran Prix’sinin yanı sıra; LeMans’da 14 zafer kazanır. 1960 ve 1965 yılları arasında 6 yıl üst üste LeMans’ı kazanması da Ferrari’yi otomobil yarışçılığının en büyük ismi yapar. Ancak gelişen dünya ekonomisi ile; profesyonelce işleyen şirketlerin hızına erişemez. Maddi olarak büyük sorunlar yaşayan Ferrari’nin yaşadığı bu sorun; halen günümüzde profesyonelce işlemeyen şirketlerin hazin sonunu simgelemektedir. Profesyonel bir şirketin bir banka’dan borç almaya çalışması gerekirken; Enzo Ferrari şirketi ayakta tutabilmek için İtalyan mafyası’ndan borç alır. İtalyan Mafyası’na borcunu geri ödeyemeyen Enzo Ferrari’nin oğlu, Dino Ferrari genel bakış açısına göre İtalyan Mafyası tarafından zehirlenerek öldürülür. Bu olayın üzerine, Enzo Ferrari; Ferrari’nin “Ferrari Dino” serisini tasarladı.

     Maddi sorunlardan kurtulamayan Ferrari, hisselerinin bir bölümünü Fiat’a sattı. Bunun üzerine Enzo Ferrari hemen hemen her konuda anlaşıp, 1969 yılında oldukça güç durumda kalan Enzo Ferrari şirketin hisselerin yarısını Fiat’a vererek, yönetimden bir adım geri çekildi.1988 yılında da Fiat hisselerin %90′ına sahip olur.

     1984 yılı, Pininfarina’nın otomotiv dünyasının yeni bir çağa başlatmasına şahit olur. Tüm zamanların en güzel tasarımlarından biri olarak gösterilen Ferrari Testarossa; satışa sunulur sunulmaz yüksek fiyatına rağmen lüks otomobillerde satış rekorları kırar. 1988 yılında, Enzo Ferrari; Ferrari’nin 40′ıncı yılı için üretilen F40′ın sunulmasından bir yıl sonra vefat eder. Enzo Ferrari’nin, her ne kadar yaşamında son günleri olsa da; en çok beğendiği Ferrari’nin F40 olduğunu söylemiştir.
Napoli başkanı Corrado Ferlaino da, Napoli’de tutabilmek adina AC milan`a gitmemesi icin kendisine Ferrari tarafından üretilen tek siyah renk F40 ‘ı hediye etti. Maradona da halen günümüzde kararını Ferrari yüzünden verdiğini söylemektedir.

     Formula 1`de cok kez pilotlar ve markalar sampiyonluguna imza atmis Scuderia Ferrari takiminin efsane pilotu olarak Michael Schumaer (5 sene ustu uste pilotlar sampiyonluguna ulasmistir) kabul edilir. 2004 yılı itibari ile, Fiat Ferrari’nin %56′sını, Mediobanca %15′ini, Commerzbank %10′unu, Lehman Kardeşler %7′sini ve Ferrari’nin oğlu Piero Ferrari %10′una sahiptir.
Fiat
     Fiat, 1899 yılında kuruldu. İsim, aslında "Fabbrica Italiana Automobili Torino" kelimelerinin kısaltılmış hali olup, "Torino İtalyan Otomobil Fabrikası" anlamına geliyor. Kuzey İtalya'da bulunan Torino, tamamen yeniliklerle dolu endüstri şehri olarak, Fiat gibi bir sanayi birliğin büyümesi ve gelişmesi için uygun şartlara sahipti. Seçkin bir tüketici grubu için lüks bir ürün olarak üretilen otomobiller, hem İtalya’da hem de yurt dışında çabucak popüler oldular.

     1909 yılında, Fiat, Birleşik Devletler’de bir fabrika kurdu ve orada özel otomobillerin yanı sıra kamyonet, traktör, tren, gemi motorları, ve uçak üretimi de yaptı. 1922 yılında Fiat, sayıları sürekli artış gösteren normal tüketiciler için de uygun fiyata sahip ürünleri olan bir marka olmaya yöneldi. İtalyan firma, logosunu günün modasına uygun olacak şekilde sürekli değiştirmeyi adet edinmiş durumda. İlk zamanların logosu, gençliğin beğenisine göre farklı şekiller aldı ve harflerin arasındaki noktalardan tamamen vazgeçildi.

     Fiat S.p.A. (Fiat Grubu olarak da bilinir) otomobil üreticisi, finansal ve endüstriyel grup; 1899 yılında Giovanni Agnelli Tarafından Torino`da kurulmuştur. Grup bünyesinde Lancia, Alfa Romeo, Maserati ve Ferrari gibi markaları barındırmaktadır. Yani bu markaların bir anlamda sahibidir. Dünyanın en büyük otomobil ve endüstriyel grubları arasında yer alır.

     Sanayi Birlik, kendisinin, Birleşik Devletler pazarında açık kalan ve motorize küçük otomobillerle kolayca doldurulacak bir boşlukta olduğunu hissediyordu. "Herkes için bir otomobil". 50'li yılların ortalarında, milyonlarca küçük Fiat modelinin (Seicento ve Cinquecento) seri üretimi yapıldı. Fiat, otomobili bir kitle malı haline dönüştürmüştü ve İtalyan ekonomi mucizesinin sembolü olmuştu.
Ford
     Ford otomobil şirketi, Henry Ford tarafından Highland Park, Michigan, A.B.D.'de 16 Haziran 1903 tarihinde kuruldu. Michigan’da iş dünyasına adım atan, otomotiv sektörü lideri Ford Motor Company 6 kıtada, 200 pazarda araç üretimi ve dağıtımı yapmaktadır. Ford'un merkezi günümüzde Dearborn, Michigan, A.B.D.'de bulunmaktadır. Dünya genelinde yaklaşık 325.000 çalışanı ve 110 fabrikasıyla Ford Motor Company’nin ana ve bağlı otomotiv markaları Aston Martin, Ford, Jaguar, Land Rover, Lincoln, Mazda, Mercury and Volvo’dur. Ford oldukça yüksek sayıda üretime geçerken; endüstrinin de genel anlamda gelişmesinde büyük rol oynadı. Ford, Eli Whitney'nin düşüncelerini kullanarak değişebilir parçaları kullanıyordu. Böylelikle, arabalar daha düşük masraflarda üretilebiliyor ve yenilenebiliyordu. 12 kişinin 28.000 dolar yatırım yaparak kurduğu Ford günümüzde en fazla otomobil satan marka konumuna gelmiştir. Henry Ford'un şirket ve fabrika çalışanlarının da otomobil sahibi olabilme olanağı sunarak geliştirdiği Ford Model T 1908 yılında piyasaya sunulmuştur.

     Henry Ford'un seri üretim metodunu bulması üretim hızının artmasına ve maliyetleri düşürmesiyle beraber 1913 yılında 12.5 saat olan şasi üretimi, 2 saat 40 dakikaya düşmüştür. Bunun yanı sıra, aynı dönem içerisinde çalışanlarının maaşlarını 2 katına çıkararak günlük 9 saatlik çalışma sürelerini de 8 saate düşürmüştür. Rakip şirketler bunu kapitalizme uygun görmese de yıl sonunda Ford Amerika'daki tüm arabaların %50'sini üretiyordu. 1918 yılında ise, ülkedeki arabaların yarısı Model T olmuştu. Bunun yanı sıra, bu modelin fabrika çıkış renginin siyah olmasının sebebi de siyah boyanın en hızlı kuruyan boya olmasıydı. 1927 yılında Model T yerini Ford Model A'ya bıraktı. Birinci dünya savaşı sonrasında yaşanan Amerika'daki büyük çöküntü döneminde ise, Amerika'daki tüm şirketlerde olduğu gibi Ford da bir çöküntü yaşadı ve birçok fabrikasını kapatmak zorunda kaldı ve işçileri de işsiz kaldılar.

     2007 Ford Shelby GT500İkinci dünya savaşı döneminde tank üreterek şirket ayakta kalmaya çabalarken, savaş sonrasında Ford tekrar eski günlerine dönmeye başladı. 1955 yılında, halka açık bir şirket olan Ford, sonraki yıllarda Kanada, Meksika, İngiltere, Almanya, Brezilya, Arjantin, Avustralya, Güney Afrika ve Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede fabrikalar açtı. Türkiye'deki ortaklığı yuzde elli elli The Ford Motor Company ve Otosan A.Ş'ye aittir.

     1997 yılında ortaklık eşitlenmesinden sonra Ford Avrupa'nın, ekonomik bulmadığı için askıya aldığı bir proje, Türkiye'nin üretim kabiliyeti ve ekonomik koşulları nedeniyle Türkiye'ye aktarıldı. Bu projenin gerçekleştirilebilmesi için 150.000 adetlik bir kapasiteye ihtiyac vardı ve İstanbul fabrikası bunun için uygun değildi. Böylece yeni bir yer arayışına başlandı. Birkaç alternatif yer değerlendirildi, sonunda Gölcük'te deniz yoluna açık bir arsa bulundu. Ulaşılan bu seviye ile Ford Otosan Kocaeli Fabrikası, Avrupa Ford Fabrikaları arasında oditörler tarafından 2002, 2003, 2004 ve 2005 yıllarında "Best Plant In The World" olarak adlandırıldı ve en iyi notu elde edip birinci oldu.
Honda
     Şu anda merkezi Minato, Tokyo, Japonya’dadır. Otomobil ve motorsiklet üreticisi olarak bilinilmesine rağmen Honda bir motor üreticisidir. Soichiro Honda, Art Shokai’de çalıştıktan sonra 1938’de kendi piston yaylarını üreten bir mekanikerdi. Bunları ilk tasarımını reddeden Toyota’ya satmaya çalışmıştır. İki yıllık çalışma sorası Honda, Toyota ile bir sözleşme yapabilmiştir. II.Dünya savaşından büyük kayıplar veren Japonya’da olduğu gib Honda’da büyük darbe aldı. Soichiro Honda elinde kalanla yeni bir şirket yaratmıştır; ülkesi paraya ve yakıta açken halen temel ulaşım ihtiyacı sürmekteydi. Üretim tesislerinde bisiklete motor takarak ucuz ve verimli bir ulaşım yolu icat etti.

     Honda bir dizi scooter ve motorsiklet üretmeye başladı ve Soichiro Honda savaşın zararlarından toparlanmaya başladı. Honda'nın satışa çıkarılan piyasadaki ilk tam-donanımlı motorsikleti 1949 Dream D-Tipi oldu. 98cc motor ve 3 beygir gücünde bir motorla donanımlıydı. 1950’ler boyunca bunu bir dizi başarılı ve çok popüler scooter’ın lansmanı izledi.

     Honda ilk otomotiv sektörüne girişi 1963 yılında T-360 mini pick up’la başladı. İlk otomobili S500 spor otomobili olup, üzerinde mtorsikletten etkileri kalmış zincir jantlar kullanılmıştır. Honda’nın otomobil üretimindeki ana amacı benzin tasarrufu üst düzeyde olanı üretmektir. Honda motor üreticisi olarak V8 (8 silindir) motor yıllarca üretmemiştir. İlk Acura (Honda’nın lüks ve süoer spor model araçları şirketi) modelleri için 2000 yılında V6 ve V8 motorları görülmektedir. 1988 yılında çığır açan daha düşük atık gaz ve daha yüksek performans sunan VTEC motor geliştirildi ve 1991 yılında bu teknoloji Civic’te kullanıldı. Honda’nın efsane arabası Civic 2006’da yılın arabası ödülüne Amerika ve Japonya’da layık görülmüştür. ACEE(American Council for an Energy Efficient Economy) tarafından Civic modeli en çevreci araba modelini 7 yıl üst üste kazanmıştır.

     Formula’ya kurucu üye olarak giren Honda, Formula yarışlarında da birçok başarıya imza atmıştır. Honda yılda 14 milyon motor üretimi yapmaktadır. 2001 yılında Nissan’ı geçerek Japonya’nın ikinci büyük otomobil üreticisi konumuna geldi. Ayrıca bahçe aletleri, jeneratörler, tekne motorlarının üretimi de yapmaktadır. 2000 yılında teknolojide ne kadar ileride olduğunu kanıtlarcasına akıllı robot ASIMO’yu, 2004 ylında da uzay aracı ve HA 420 HondaJet üretildi.

     Her zaman motor yarışlarında dünya lideri olmayı hedefleyen Honda üstün motor teknolojisi sayesinde bu amacına daha uzun yıllar ulaşacağını kanıtlıyor. Her zaman insanlık için yaptığı işin sınırlarını zorlayan Honda üretim alanı konusunda da sınırları zorluyor. Dünyanın hemen her yerinde Honda üretimini sürdürüyor. Servis ve satış ağıyla kusursuz hizmet sunuyor. Türkiye´de Gebze´deki Honda Türkiye Üretim Tesisleri´nde üretim yıllardır durmadan devam ediyor. Üstelik bu yıl Honda, tüm gücü ve desteğiyle Türkiye´de %100 Honda markasının değerlerini taşıyan Honda Türkiye yeni modelleri, yetkili satış ve servis ağıyla eksiksiz hizmet almanızın daha da ötesinde Honda´nın sınırsız hayal gücünü hissetmeniz için hizmetinize hazır.
Hyundai
     Hyundai Chung Ju Yung tarafindan Guney Kore`de 1967 yilinda kuruldu.Kore dilinde Hyundai şimdiki zaman, asri zaman anlamındadır. Hyundai, Güney Koreli otomobil üreticisi ve çelik sanayicisi firmadır. Hyundai, aralarında inşaat müteahhitliği, otomobil, gemi yapımı, sigortacılık, elektronik, lojistik de bulunan pekçok alanda etkinlik göstermektedir.

     1967 yılında Güney Kore Ulsan’da Chung Ju Yung , HMC(Hyundai Motor Company) adıyla kurarak İngiltere'den kit halinde gelen Ford Cortina modeli arabaları monte etmeye başlamıştır. Ingiliz muhendis Koreye 1974 başlarında geldi ve HMC Ulsan`da bir otomobil fabrikası kurarak, Hyundai Pony ilk Güney Kore halk arabası olarak üretim hattından satışa geçebildi. Bir Koreli ve bir İngiliz elele vererek Güney Korelilerin yaygın bir şekilde satın alıp kullanabileceği bir otomobili hayata geçirdiler. Pony Ekvatora ihraç edilmeye başlandı. Kamyon ve kamyonet üretimine de baslandi.

     Tarihi basarilarla dolu olan Hyundai Motor Company 1993 yilinda Avustralya`da Elantra modeli yilin otomobili secildi. 1998 yilinda Daimler-Chrysler ortakligiyla beraber Kia`yi satin aldilar. Ar-ge calismalarina cok onem veren Hyundai Kore`den sonra Japonya, Almanya ve Amerika`da laboratuvarlar kurdu. Turkiye`de ve dunyada satis rekorlari kiran Hyundai dunya genelinde 75.000 personeli, 6.000 bayisi ile 2,5 milyonun uzerinde satisi ile hizmet vermeye devam etmektedir.
Isuzu
     Isuzu ismi Japonya'da ilk olarak 1934'te duyulmuştur. İsim, Japonya'nın en eski mabedi olan Ise Shrine of Mie yakınlarındaki Isuzu Nehri'nden gelmektedir. Şirket bugün bilinen "Isuzu Motors Ltd" ünvanını ise 1949 yılında almıştır. Şirket Felsefesi, müşterilerine yüksek kaliteli ürün ve hizmet sunmak, sektörün ihtiyaçlarına katkıda bulunacak yeni teknolojiler geliştirmektir.

     Isuzu Motors Limited, dünyanın önde gelen ticari araç ve dizel motor üreticilerinden biridir. Her daim yeniliklerin önzüsü olan Isuzu, 1936 yılında Japonya'nın ilk dizel motorunu üretmiştir. Bugün ise çevre dostu dizel teknolojisi araştırmalarının öncüsü konumundadır. Isuzu ürünleri dünya çapında 130'dan fazla ülkede bulunmakta ve faaliyette bulunduğu 23 ülkede en azından bir ürün kategorisinde Pazar lideri konumundadır. Örneğin 2005 yılında Isuzu, Japonya 2-3 tonluk kamyonet pazarında %38,4 Pazar payına sahipti. Amerika'da ise üçüncü ve yedinci sınıf ithal LCF kamyonlarda Pazar liderliğini 19 yıl ardarda korumuştur.

     Isuzu; Avrupa, Kuzey Amerika, Japonya ve Asya'nın birçok bölümünde dizel motor üretim tesislerine sahiptir. Isuzu'dan başka hiçbir dizel üreticisi dünya çapında bu denli geniş bir dizel motor üretim ve satış ağına sahip değildir.

     Isuzu Motors Limited 70 yıldan uzun bir süredir öncelikli olarak dizel motorlarla ilgili çalışmalar yapmıştır. Tarihi boyunca Isuzu, Japonya'da dizel motor alanında teknolojik yeniliklere öncülük etmiştir. Dizel motorları alanında iyi bir üne sahip olan Isuzu, 1936 yılında ürettiği Japonya'nın ilk hava soğutmalı oto dizel motorundan bu yana 19 milyona yakın dizel motor üretmiştir. Şirkete duyulan saygı sadece 70 yıllı aşan tarihçesinden değil aynı zamanda bunca yıl boyunca değişen toplumun ve pazarın ihtiyaçlarına akılcıl çözümler sunmasından kaynaklanmaktadır.

     Sadece geçen sene 1,000,000 dizel motor üretemi yapan Isuzu, günümüzde üç Avrupalı üreticiyle birlikte, dünyanın en büyük dizel motor üreticileri arasında yer almaktadır. Yılda 1,000,000'dan fazla dizel motor üreten Isuzu, 1000cc'lik güç ünitesinden 24 litrelik ağır iş makinalarının motorlarına kadar geniş bir ürün yelpazesine sahiptir.
Isuzu Hakkında Önemli Bilgiler;

- Isuzu Motors Dizel Motor Üretiminde Dünya Lideri. Yılda yaklaşık 1 milyon adet çeşitli ebatlarda dizel motoru üretiyor.
- Dünya'nın en büyük kamyon üreticilerinden biri. 2003'te Dünya birincisi, 2004'te ise üçüncü.
- Üç kıtada 10 motor üretim üssü var. Dizel motorlarda dünyanın en yaygın üretim ağlarından birine sahip.
- Isuzu dizel motorları kullanılan modellerden bazıları : Opel Astra, Corsa, Combo, Meriva, Vectra ve Signum; Saab 9-5; GM Chervolet, GMC ve Hummer H1; Renault Vel Satis ve Espace.
- Çevre dostu motor üretiminde iddialı, dizel motor teknolojisine büyük katkılarda bulunuyor (Üstün teknolojili Diesel hybrit motoru Japonya pazarına sunulmuş durumda)
- 1959'da lanse edilen Elf (N serisi) kamyonları o gün bugündür Japonya'daki en yüksek pazar payına sahip ticari araç.
- Isuzu'nun atası Ishikawajima Co. Japonya'da üretilen ilk binek arabaya imzasını attı (1922)
Kia
     Güney Kore`nin ikinci buyuk otomobil ureticisidir. 2009 yilinda dunyada 1.6 milyon arac satmistir. Kia`nin anlami Kore dilinde Sino kelimesinden alintidir, manasi da `Asya disinda yukselis veya meydana gelis`` anlamindadir. Guney Kore`nin ilk arac ureticisidir. 1944 yilinda kurulan sirket, ilk seri uretimine 1973 yilinda baslamistir. Sirket 1944 yilinda arac uretimine basladigi siralarda bisiklet ve celik boru yapiyordu. 1952 yilinda motorsiklet, 1962 yilinda da kamyon uretimine basladi.Daha sonra Amerikan Ford sirketi ile 1986 yilinda ortaklik kurmustur.

     1997 yilinda Kia buyuk asya finansal krizi sonucu iflas etmis, hisselerinin %51`ini Hyundai Motor Company`e devretmistir. Kia gercek atilimini ve gelisimini bu ortakliktan sonra kazanmistir. Kia asil basarisini 4x4 Sorento ve Sprotage modelleri ile kazanmistir. Turkiye`de de 4yil ust uste en cok satan 4x4 unvanini elde etmistir.
Kia (Asya`nin yukselisi), isminden baslayarak izledigi bu global dusunceyi markanin ismini cevreleyen elips ile de dunyayi simgelemesini anlatiyor.
Mazda
     Mazda ilk olarak 1920’de Bay Jujiro Matsuda ve bir kaç araştırmacı tarafından Hiroşimada Toyo Cork Kagyo Ltd. adı altında kuruldu. Bu şirket şişe mantarı üretiyordu daha sonra adı Abemaki Ağaç Şişe Mantarı Şirketi olarak değiştirildi. 1929 yılına gelindiğinde şirket makine parçaları üretmeye başladı, aynı yıl ilk aracı olan üç tekerlekli 30 modelini üretmeyi başardı. Araç o kadar başarılı olduki Çin’e MAZDA-GO-A adı altında ihraç edilmeye başlandı.

     1934 te şirket adını Mazda olarak değiştirdi. Aslında Bay Matsuda mütevazi kişiliği ile tanınan biriydi ama gerek markanın imajı gerekse ailesinin isminin çok fazla ön plana çıkmasını istememesinden dolayı Zoroastrian dininin tanrısı olan Ahura Mazda ile özdeşleşsin amacıyla isim Mazda olarak kaldı. Aynı tarihte küçük 8 tekerlekli kamyonların üretimine başlandı ve marka ismide üstlerine kondu.

     1935 te Mazda, sırf üretim kaabileyetinin artması amacıyla Kaya delgeçleri ve ölçü blokları üretmeye başladı. 1936da şu anki logoya benzer ama aynı olmayan 'uçan M' figürü kullanılmaya başlandı. Bu figür Mazdanın anavatanı olan Hiroşima’yı temsil ediyordu ve aynı zamanda Mazda’nın Ahura Mazda’nında özellikleri olan çeviklik, hız ve yeni ufuklara süzülmeyi ifade ediyordu.

     1940’ta ilk küçük sedan geliştirilmeye başlandı ama II.dünya savaşının patlak vermasiyle çalışma rafa kalktı ve ordu için arazi araçları üretimi başladı. 6 Ağustos 1945’teki atom bombası fabrikanın yarısını tahrip etti. Savaş sonrası fabrika tekrar inşa edildi ve üretim başladı. 1960’da Mazda ilk dört kapılı aracı olan R360 Coupe’yi üretti.

     1961’de NSU ile teknolojik ortaklık kurulup Wankel motorlara yönelik çalışmalar başladı. Bu yıl aynı zamanda Mazdanın geleneksel benzinli motor,dizel motor ve wankel motor için beraber adım attığı bir yıl oldu. Bu yıl ilk pikap B1500 üretildi. 1962’de Carol 600 piyasya çıktı ve 1963 te üretim adeti 1 milyonu aştı. 1965’te İngiliz firma Perkins Services’le dizel motorlar üzerine teknolojik ortaklık kuruldu. 1967 ve1968 Mazdanın patlama yaşadığı yıl oldu ve Avrupa pazarına Wankel motorlu Cosmos 110S ile girildi. Kia ile işbirliği anlaşması yapılarak teknoloji sattılar. 1970 yılında ilk ithalata başlandı. 1977 yılında 323 modeliyle hatchback efsanesi başlamış oldu, 1983 yılında da 626 ile Avrupa pazarında çok yüksek satış rakamlarına ulaşıldı. MX-5 ile Amerika’da roadster akımı başlatmış oldu. Mazda 1996 yılında ISO 9001 kalite belgesi alan ilk Japon otomobil üreticisi olmuştur.
Mercedes
     Mercedes 23 Haziran 1902 tarihinde Mercedes, marka adı olarak tescil edilmiştir. Mercedes ve Benz firmaları 1926 yılında birleşti. Ortağı olan Emil Jellinek'in kızı Mercedes ve Karl Benz'in soyisminden türeyen bir isimdir Mercedes-Benz. Mercedes İspanyolca konuşulan ülkelerde kullanılan bir kadın ismidir ispanyolca anlamı ise mars gezegenidir. Kurucusu Gottlieb Daimler ve Karl Benz’dir. Amblemin anlamı şirketin kurucusu Gottlieb Daimler, Deutz'daki motor fabrikasındaki görevinin ilk yıllarında, Köln ve Deutz manzaralı evinin tepesine bir yıldız amblemi koymuş, eşine yazdığı mektuplarda bu yıldızın günün birinde başarıyı ve gücü temsil edeceğini ve fabrikasının üzerinde parlayacağını söylemişti. Yıldız Daimler'in, motorlu araçların "karada, suda, havada" evrenselliğini simgelemek. 1916 yılında yıldızın etrafı, içinde dört küçük yıldızın ve Mercedes isminin yer aldığı bir daireye çevrildi. 1926'da Daimler-Benz birleşmesi ile Benz'in defne yapraklarından çelengi yıldızın etrafını sardı.
1897 yılında Fransa'nın Nice kentinde yaşayan Avusturyalı tüccar ve Avusturya Nice Başkonsolosu Emil Jellinek, Daimler fabrikasını ziyaret ederek bir otomobil satın aldı. Uluslararası finans dünyası ve aristokrasi ile iyi ilişkiler içinde olan Jellinek, Daimler otomobili ile Fransız Riviera'sında büyük ilgi topladı. Daha sonra Jelinek 1899'da 23 beygir gücünde motorla donatılmış bir Daimler yarış otomobiline büyük kızı Mercedes'in adını vererek bu araçla Nice'de bir yarışa katıldı ve birinci oldu. Bu başandan sonra Jelinek, Daimler fabrikasına 36 otomobil sipariş verdi ve bu araçların "Mercedes" adını taşımalarını şart koştu. Emil Jelinek'in elde ettiği satış başarısı üzerine Daimler, 1901 yılından itibaren ürettiği araçları "Mercedes" olarak adlandırmaya karar verdi.

     Mercedes dünyanın dört bir yanında fabrika kurmuş otomobilin yanı sıra otobüs ve kamyon olarakta üretimini gerçekleştirmektedir. Smart(küçük sınıf otomobil) ve Maybach(süper spor otomobil)’ta Mercedes-Benz bünyesindedir. Mercedes ayrıca sınırlı sayıda üretilen McLaren spor otomobillerinde üreticisi olup McLaren Mercedes olarakta formula pistlerinde yerini almıştır.

     İlklerine imza atan Mercedes-Benz, dünyanın ilk içten yanmalı benzinli otomobilini üretmiştir. 1987 yılında araçların kaymasını önlemek amaçlı “Traction Control System” patetentini almış, ayrıca airbag, emniyet kemeri ve anahtarsız çalışma özelliği de ilk olarak Mercedes araçlarında kullanılmıştır.
Mitsubishi
1870 Yataro Iwasaki Mitsubishi'nin temellerini attı.
1875 Firmanın ismi "Mitsubishi Mail Steamship Company" olarak değiştirildi
1917 Mitsubishi ilk seri üretim otomobili olan Model A tanıtıldı.
1918 İlkkamyon prototipi olan "T1" üretilir.
1922 Mitsubishi ilk binek aracı olan Model-A'yı 4 yıl süren bir çalışmanın ardından üretmiştir.
1931 İlk Japon dizel motorunun geliştirilmesiyle, direkt püskürtmeli ve 70ps güç üreten motorlar araçlarda kullanılmaya başladı.
1932 Yılından itibaren B16 adı verilen ilk büyük yolcu otobüsü üretildi.
1933 Japonya'nın ilk dört tekerlekten çekiçli binek otomobilini tanıttı.
1934 PX33 4x4 protorip araç geliştirildi.
1935 Mitsubishi, o zamanın en büyük ve en güçlü aracı olan, B46 otobüsünü üreterek bu günün FUSO ticari araç serisinin ilk adımlarını attı.
1935 SHT6 ön yanma odalı dizel motoru geliştirildi.
1936 TD45 diesel kamyon üretildi.
1946 Savaşın ardından, yakın mesafe taşımacılık için kullanılan 2 kişilik yolcu kapasiteli, ekonomik aynı zamanda güvenli bir araç olan 3 tekerlekli "Mizushima" satışa sunuldu. Aynı yıl Mitsubishi'nin ilk küçük motosikleti olan "Gümüş Güvercin" satışa sunuldu. Esas olarak pratik ve ekonomik bir araç olması gözetilmiş, Japon kişisel ulaşımının da temelleri bu yıllarda atılmıştır.
1946 Mitsubishi'nin B1 model otobüsü, benzin ya da alternatif yakıtlarla çalışacak şekilde dizayn edilerek satışa sunuldu. Bu aracın şasisi itfaiye araçları ya da özel amaçlı kullanımlar için oldukça uygun bir şekilde dizayn edilmişti.
1946 MB46 elektrikli otobüs lanse edildi.
1950 Arkadan motorlu R1 otobüsü satışa sunuldu.
1951 Mitsubishi, kamyon sektöründeki öncülüğünü, orijinal şasili "T31" modeli, daha sonra havalı süspansiyonsistemiyle ürettiği "T33" ve ilk öne devrilen kabinli olarak ürettiği "T380" modeliyle devam ettirdi.
1960 "Mitsubishi 500" otomobil insanların hayallerini gerçekleştirmek üzere üretildi "Mitsubishi 500", Macau Grand Prix onur ödülü alarak, Japon kalitesini temsil etmiştir "Rosa" küçük otobüs üretildi..
1962 Mitsubishi'nin ilk 4 yolcu kapasiteli aracı olan "Minica", pazara sunuldu. İki zamanlı, hava soğutmalı, 359 cc benzinli motora sahip olan araç, zamanının en ekonomik aracıydı. Güvenilirliği ve kullanım ekonomisiyle, üretildiği dönemde oldukça yüksek talep gören "Minica"'nın ismi bugün değişik tipte araçlarda hala yaşamaktadır. Aynı prensipler doğrultusunda, "Colt 600"'ün üretimine de başlanmış ve daha geniş ve konforlu bir aile otomobili olarak
1962 yılında lansmanı yapılmıştır.
1963 Hafif ticari kamyon serisi Canter satışa sunuldu
1964 İlk büyük boyutlu Sedan otomobili Deboiner 'ı tanıttı.
1965 "Colt 800", Japonya'da ilk fast-back model olarak satışa sunuldu.
1969 Mitsubishi, pazarını genişletme hedefiyle, pek çok yarışta ve kullanıcıların beğenisiyle ödüller alarak ünlenen "Colt Galant" sedan modelini pazara sürdü. Araç aerodinamik hatlarıyla, "dinamik kama" dizaynı ismini almış ve Saturn serisi SOHC alüminyum başlıklı motoruyla ünlenmiştir.
1969 model "Galant", Japon oto pazarında en son ve en iyi otomotiv teknolojisini temsil etmekteydi.
1960 'ların sonuna gelindiğinde,artık hızla gelişmekte olan, gerçek anlamda rekabetci ve kaliteyi ön planda tutan bir motorlu araç üreticisi olmuştu. Bu arada, Mitsubishi'nin gelişimi gözden geçirildiğinde, taşımacılık sektörünün tüm ihtayaçlarına cevap verebilecek şekilde, geniş bir ticari araç ürün yelpazesine sahip olduğu görülür.
1970 Mitsubishi Motors, başarısı sayesinde güçlenmiş ve artık sadece bu konuya odaklanmış bir operasyonla yönetilmesi zorunluluk haline gelmiştir. Bu ihtiyacın sonucu olarak, Motorlu Araçlar bölümü,Ağır Sanayi Ltd'den ayrılarak bağımsız hale gelmiş veMotors Corporation (MMC) adını almıştır. Bu yapılanma ile yenilenen firma, zengin teknolojik altyapısı ile hızlı yükselişine başladı. Bu dönemde MMC'nin en çok önem verdiği konu, Japonya'daki altyapısını daha fazla geliştirmek ve bu doğrultuda Distribütör ve Satış Sonrası Hizmetler ağını arttırmak için geliştirdiği AR-GE ve üretim çalışmalarıdır.
1971 Avustralya'da 7.si düzenlenen uzun mesafeli Southern Cross Rally'sini, "1,6 GLS Galant" kazanarak, dünyanın en prestijli motorspor dergilerinde adından söz ettirdi.
1972 Aynı yarış bu sefer de "Lancer 1600GSR" tarafından kazanıldı ki, "Lancer" henüz bir kaç ay önce lanse edilmişti.
1974 Lancer aynı yarışta bir kez daha birinci olmayı başarırken, Doğu Afrika Safari Rallisi'ni de kazanmıştı.
1976 "Lancer" Doğu Afrika Safari Rallisi'ni tekrar kazanmıştı.. MMC artık mükemmel performansını, güvenlik ve kalitesini dünya platformunda ispatlamıştı. Mitsubishiler dünya rallilerinde boy gösterip zaferler kazanmaya devam ederken, MMC'de bu seçkin ürünlerinin, otomobil tutkunlarına ulaştırabilmek için, uluslararası distribütör ağını kurmaktadır.
1973 yılında patlak veren petrol krizini takip eden süreçte, petrol üreten ülkelerin gücü anlaşıldı. Benzin fiyatlarının dalgalanmasıyla otomobil kullanıcıları az yakıt tüketmek için performanstan fedakarlık etmek zorunda kaldılar. Ekonomik olarak performans sağlamak için,otomobilleri kendi standartlarını oluşturdular.
1970ler, Japon "Motor Fan" dergisinin, Colt 1400 GLX'i yılın en iyi otomobili ve Amerikan "Pikap, Van & 4WD" dergisinin L200'ü yılın pikapı seçmesiyle bitti. Mitsubishi Motors bu dönemde teknoloji alanındaki en önemli gelişimini, Astron 80 motorlar için geliştirdiği "Sessiz Şaft" ile gerçekleştirdi. Bu çalışma Mitsubishi'nin dünya çapındaki ilk başarısı oldu ve Japon Otomobil Teknoloji Birliği tarafından "Bilim Ödülü" ile onurlandırıldı. Bu gelişmeyle, Japon otomobil teknolojisi dünya ölçeğinde saygı duyulan bir konuma ulaşırken,de bir kere daha yeniliklerdeki öncülüğünü korudu.
1982 Gerçek performansı ve konforu mükemmel dizayn ile birleştiren bir off-road aracı, Pajero, 4x4 kategorisinde ilk kez yollara çıktı.
1983 Paris - Dakar Ralli'sini "Modifiyesiz 4x4 Seri Üretim Sınıfı", "Maraton Sınıfı" ve "En İyi Takım" ödüllerini Pajero'lar kazandı.
1985 Pajero Paris - Dakar rallisindeki başarısını tekrarladı.
1986 İngiltere'de What Car? Pajero'yu "Yılın 4x4'ü" ile seçerek ödüllendirdi.
1988 Colt ve Lancer Almanya'da "Altın Direksiyon" ödülünü kazandılar. Japonya'da Galant VR-4
1987-1988 yıllarında "Yılın Japon Otomobili" ödülüne aday gösterildi. Mitsubishi'nin performans, güvenilirlik ve teknolojik dehası tüm dünyada kesinlikle onaylanmış oldu.
1980'lerin sonunda, MMC montaj ve üretim tesislerini dünya üzerinde çeşitli bölgelere yaygınlaştırdı. Bu alandaki en dikkat çekici adım 1988 yılında Bloomington, Illinois'dave Chrysler'ın ortak girişimi olan Diamond Star Motors Corporation tarafından kurulan gelişmiş teknolojilerin kullanıldığı üretim tesisi oldu.
1990 MMC Sigma modellerinde dünyadaki ilk "Çekiş Kontrol Sistemi"'ni tanıttı.
1991 "Super Select 4x4" ve "Multi-mode ABS" sistemleri sunuldu.
1992 INVECS Şanzıman Kontrol Sistemi tanıtıldı.
1992 Paris - Cape Town yarışında Pajero ilk üç sırayı aldı.
1993 Pajero Paris - Dakar Rallisinde birinci oldu. 1994 Elektrikli bir araç olan Libero EV modelinin ticari üretimi başladı.
1995 MMC, Volvo ve Hollanda Devleti'nin ortak girişimi olan NedCar'da Avrupa'da üretilen ilkolan Carisma bantlardan çıktı.
1995 Seri üretim benzinli motorlarda ilk defa direct enjeksyon sistemini uygulayarak devrim gerçekleştirdi.
1996 Avustralya'da Sigma ve Sigma Station Wagon ve Tayland'da ise L200 modellerinin üretilmeye başladığı yıl oldu.
1996 Yakıt tüketiminde düşüş sağlarken güç üretiminde hiçbir kayıba yol açmayan "GDI motorların" geliştirilmesine sahne oldu.
1997 GDI motor, Japonya pazarında Galant, Pajero, Diamante, Challenger (Montero Sport), Chariot (Space Wagon), RVR (Space Runner) ve Avrupa pazarında ise Carisma'ya uygulandı.
1997 Mitsubishi'nin araç üreticisi olarak faaliyete başlamasının 80.yılı oldu.
1997 Pajero'lar Paris - Dakar Rallisi'nde ilk üç sırayı aldı.
1998 Pajero'lar Paris - Dakar Rallisi'nde ilk üç sırayı tekrar alarak mükemmel bir başarıya imza attılar. Aynı dikkat çekicilikte olmak üzere(yumuşak asfaltta, sert dağ yollarında ya da stabilize orman yollarında) araçlarının yol yeteneklerini göstermek için üreticilerin en büyük şansı olan "Dünya Ralli Şampiyonası" nda kendine yer edinmeye başladı. Mükemmelliğe giden yol
1991 yılında Galant VR-4 ile İsveç ve Fildişi Sahilleri Rallilerini kazanarak açıldı.
1996 - 1999 yılları arasındaLancer pilotu Tommi Makinen 4 yıl üst üste WRC Pilotlar Şampiyonluğu'nu kazandı.
Aynı yıllarda, Arjantin'li Lancer pilotu Gustavo Trelles de WRC Grup N birinciliğine ulaştı. Bu başarı Grup N araçlarının sıradan müşterilere satılan standart araçlar olması itibariyleiçin Tommi Makinen'in başarısı kadar etkileyici oldu. Bu zafer bir çok ülkede milli yarışlarda birinci olan Grup N Lancer'lar için doruk noktası oldu.
18 Ekim 2000 tarihinde, gelecek yıllardaMotors Corporation (MMC)'nin geleceğinin şekilleneceği bir olay meydana geldi. Bu tarihte, MMC ve DaimlerChrysler tüm rekabet şartlarına ve şirket boyutlarının otomotiv endüstrisindeki en önemli unsur olmasına rağmen her iki tarafın da varlığını teminat altına alan bir stratejik ortaklık kurdular. Toplam Satış Adedi ve Toplam Ciro açısından ortaklar dünyanın otomotiv devleri arasında ilk üç sıraya girdiler...
Nissan
     Nissan logosunun anlamı güneş ve dürüstlüktür. Markanın, daire içine yazılmış ismi, güneşin doğuşu ile Japon bayrağındaki beyaz zemin içindeki kırmızı noktayı simgeliyor. Aralık 1933 tarihinde Japonya'nın Yokohoma kentinde kuruldu. Adı 1934 yılında Nasdaq iken Nissan Motor Co. Ltd. olarak değiştirilen şirket, şu anda müşteri mutluluğu ve memnuniyetini ön planda tutan ve tüm ihtiyaçlara cevap vermeyi amaçlayan bir hizmet anlayışı ile dünyanın 5 kıtasında üretim yapıyor. Kuzey Amerika, Avrupa, Japonya ve Deniz aşırı ülkeler olmak üzere 4 ana bölgede yapılanmış olan Nissan, Avrupa'ya araç ihracına 1962 yılında başladı.

     1983'te Terrano II ve Vanette Cargo üretiminin gerçekleştiği Nissan Motor Iberica, İspanya'da üretime geçti. 1984 yılında, Nissan'ın bir diğer fabrikası, Motor Manufacturing İngiltere kuruldu. Bu fabrika aynı zamanda, geniş bir kullanıcı kitlesine hitap eden Primera ve Micra modellerinin de üretildiği yerdi. 1993'te, şirket Avrupa'daki varlığının 60. yılını kutlarken, İngiltere'de üretilen Micra yılın en iyi otomobili ödülünü aldı. 1996 yılına gelindiğinde, Nissan'ın yurtdışı üretim merkezlerindeki toplam üretimi 10 milyonu geçmişti. Micra ve Primera modellerinin üretiminin gerçekleştiği İngiltere'deki Sunderland fabrikası, üretim verimliliği bakımından geçtiğimiz yılda dahil olmak üzere tam 7 yıldır Avrupa'nın en iyisi. Japonya'nın en büyük 3. otomotiv şirketi olan Nissan, yıllık 2,7 milyon araç üretimiyle aynı zamanda dünyanın sayılı otomobil üreticilerinden biri sayılıyor. Nissan, günümüzde yeni motor teknolojilerinin tasarlanması, çevre dostu araç üretimi ve güvenlik konularındaki üstünlüğüyle, 2000'li yılların güçlü üreticisi olma yolunda büyük adımlar atıyor. Piyasaya sürdüğü yeni araçlarıyla farklı zevk ve anlayışa hitap eden Nissan, artık tüm enerjisini estetik ve teknolojiyi otomobilin yeni çağına taşımak için çalışıyor. Nissan için yenilikçi, cesur ve atak bir devrin başladığını, müşteriler için de bugüne kadar insanların zihinlerine yerleşmiş geleneksel otomobil anlayışından sıyrılarak gerçekten beklentileri karşılayacak otomobiller istemenin zamanının geldiğini anlatıyordu. Bu nedenle Nissan, tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılamanın ötesine geçerek, beklentiler üzerinde çalışmaya başladı. Tasarım konusunda cesur ve fikir dolu bir anlayış tercih edildi.

     Buna göre Nissan'ın tasarımları, alışılagelmiş otomobil anlayışının çok daha dışına çıkan ve tüketiciyle birebir ilişki kurabilen araçlar yaratmaya yönelmişti. Burada ulaşılmak istenen nokta, sürücüye "Benim otomobilim" dedirtecek tasarımlar yaratmak ve bu alanda kendi standartlarını belirlemektir.
Renault
     Otomobil markalarından Fransa’nın en büyük, dünyanın sayılı otomobil üreticilerinden olan Renault 1898’den beri araba üretmektedir. Renault şirketi, 1899’da Société Renault Frères olarak Louis Renault, erkek kardeşleri Marcel ve Fernand, ve arkadaşı Thomas Evert tarafından kurulmuştur. Louis tasarım ve üretimle uğraşırken, Marcel ve Fernand şirket yönetimiyle uğraşmaktaydı. İlk Renault araba, Renault Voiturette 1CV 24 Aralık 1898’de bir test sürüşünden sonra Louis’in babasının bir arkadaşına satıldı. Müşteri küçük arabanın işleyişinden ve caddeleri tırmanışından öyle etkilenmişti ki arabayı satın aldı. Kardeşler kısa sürede motor yarışlarına katılmanın araçlarına kamuoyu yaratacağını fark etti ve Renault Fransa’da şehirden şehire ilk yarışlarda anında başarı kazanarak tanındı, böylece şirket hızla büyüdü. Hem Louis, hem de Marcel Renault şirket araçlarıyla yarışlara katıldılar ancak Marcel 1903’de Paris-Madrid yarışında kazada öldü.

     Louis Renault bir daha hiç yarışmamasına rağmen şirketi yarışlarla gayet ilgili kalmaya devam etti ve Renault AK 90CV 1906’da yapılan tarihte ilk Grand Prix motor yarışını kazandı. Louis, Ferdinand’ın da sağlık sorunları nedeniyle emekliye ayrılması sonucunda kalan tek kardeş olarak kontrolü ele aldı. Renault’nun inovasyon ünü daha en baştan gelişti. 1899’da, Renault ilk sedan arabasını piyasaya sürmenin yanısıra ilk turbocharger’ının patentini aldı. O sırada, arabalar halen çok lükstü ve en küçük Renault’nun 3000 Frank olması bunu yansıtmaktaydı; bu miktar ortalama bir işçinin 10 yılda kazanacağı tutardı. Arabaların yanı sıra Renault savaş öncesi yıllarda taksi, otobüs ve ticari kargo araçları da üretiyordu ve I. Dünya Savaşı (1914-1918) sırasında devrimsel Renault FT-17 tankı gibi cephane, askeri uçak ve araçlar işine girdi. Renault dünyanın lider uçak motoru üreticisi haline geldi, ve şirketin askeri tasarımlarının başarısı öyle boyuta geldi ki Renault’nun bizzat kendisi Müttefiklerden başarıya katkılarından dolayı ödül aldı. Savaşın sonunda, Renault Fransa’nın bir numaralı özel sektör üreticisi olmuştu. Renault firması ülkemize 1968 de geldi. Mais 10 Ocak 1968 tarihinde, Ankara’da 20 milyon lira sermaye ile ve iki ayrı kurucu ortak tarafından oluşturuldu. Birinci kurucu ortak Oyak sermayenin %97.5′ini, Tukaş ise %2.5′ini üstlendi.

     17 Eylül 1968 tarihinde Anonim Şirket olan ve Bursa’ya taşınan şirket merkezi, 28 Kasım 1970′ de İstanbul’a taşındı. Ardından Renault marka otomobili 1971 tarihinde Türk tüketicisine sundu. 5 Haziran 1974 tarihinde şirketin adı “MAİS Motorlu Araçlar İmal ve Satış Anonim Şirketi” olarak yeniden değiştirildi. Ortaklıktan ayrılan Tukaş’ın yerini Oyak Sigorta aldı. 28 Mayıs 1993′te yapılan bir hisse değişikliği sonucu OYAK ve Oyak Sigorta’nın oluşturduğu yerli ortakların payı %80 olurken, %20 oranında hisse ise eski adı Régie Renault olan, Renault S.A.’ ya devredildi. 1997 yılında ise yeni bir hisse paylaşımına gidildi ve Oyak’ın payı %51, Renault S.A’nın payı ise %49 olarak belirlendi.
Peugeot
     Fransiz Peugeot’nun sanayi macerası, un fabrikasından dönüştürülmüş bir çelik dökümhanesine doğmuştur. Soğuk haddeleme faaliyeti mamul maddeler,testereler ve saat mekanizmaları üretimine imkan vermiştir. İhraç edilmeye başlanan ürünlerin kalitesi sayesinde başarı ve zenginliğin gelmesi gecikmemiştir. Bu kalite aslan ambleminde sembolize edilmiştir. Peugeot daha sonra birçok farklı üretim çeşitlerine yönelmiştir. Üretim yüzyılın tüm el işlerini temsil eden çok sayıda alet ve ürünleri kapsamıştır. 1840 yılında, şirket ilk kahve değirmeni ile atölyeden mutfağa girmiştir. Bu 1930’ların başında elektrikli versiyona geçerek 1975 yılına kadar devam etmiştir. Daha sonra bir karabiber değirmeni ortaya çıkmıştır. Patentli öğütme sistemi ile aşınması imkansız olup, bugün hala üretilmektedir ve dünyanın dört bir yanında milyonlarca adet satılmıştır. Aslan, kadınların dünyasına da girmiş, 1867’den 1936’ya kadar üretilen dikiş makineleri sunmuştur.

     Prusya ordularından kurtulan Montbéliard bölgesi refaha ulaşmıştır. Rekabete “Grand Bi”, üç tekerlekli bisikletler ve bisikletler de katılmıştır. Daha sonra, ütüler, 1920’den sonra çamaşır makineleri, telsiz telgrafın icadıyla radyo takımları ve 1960’larda ilk gıda işlemcisi Peugimix ve birçok ürün dahil, elektrikli ev aletleri ortaya çıkmıştır. 19. yüzyılın ortasında Valentigney ve Beaulieu’da daha sonra otomobil üretecek olan yeni fabrikalar kuruldu. Bir otomobil öncüsü olan Armand Peugeot otomobilin geleceğinin benzinli motorda olduğunu biliyordu. Serpollet ile birlikte kısa bir dönem buharlı üç tekerlekli bisiklet imalatından sonra Daimler motorundan yararlanmak istemiş ve Gottlieb Daimler ile Fransa’da Daimler’in imalat lisansına sahip olan “Panhard et Levassor” şirketi ile bir anlaşma yapmıştır. 1891’den itibaren benzinle çalışan ilk seri Peugeot Type 3 dört tekerlekli araçlar üretilmeye başlanmıştır. I. Dünya Savaşı’ndan önce Peugeot, Fransa üretiminin yarısını oluşturan 10.000 adet otomobil üretmiştir. Bununla birlikte, şirket savaştan sonra bazı mali güçlükler yaşamıştır. Borç içinde kalmış, borçlanmak zorunda bırakılmış ve 1926’da en karlı iş olan bisiklet yasal olarak otomobilden bağımsız hale gelmiştir. Automobiles(Otomobil) Peugeot ve Cycles(Bisiklet) Peugeot olarak iki şirket oluşturulmuştur. 1970’lerin başında Peugeot 2. büyük Fransız imalatçısı olarak 500.000 otomobil üretmiştir. 1966’da Renault ile bir anlaşma imzalanmıştır. Bu anlaşmanın ilk sonucu Volvo’nun katılması ile 1971’de V6 PRV motorun imalatı olmuştur. Renault ile bu ortaklık dahilinde Douvrin’de bir fabrika açılmasını başka gelişmeler de takip etmiştir: ticari araçlar ve yolcu taşıyıcı araçların üretimi için 1981’de Fiat ile, ardından dizel motorların geliştirilmesi için 1998’de Ford ile, küçük motorlu modeller için 2001’de Toyota ile ve bir sonraki yıl benzinli motorlar için BMW ile anlaşmalar yapılmıştır.

     1976’da Citroën’in kontrolünün alınmasının ardından PSA Peugeot-Citroën kurulmuştur. PSA, 2 yıl sonra Chrysler’in üç Avrupa iştirakini satın almıştır. Küreselleşme adına Peugeot, uluslararası büyümesini 1985’te Çin pazarına girerek kanıtlamıştır. Porto Real, Brezilya Fabrikası’nın 2001 yılındaki açılışı ve bunu Arjantin’de bir tesisin açılışının takip etmesi de Peugeot markasının bu bölgedeki varlığını güçlendirmiştir.
Seat
     SEAT (Sociedad Espanola de Automoviles de Turismo SA) İspanyol otomobil üreticisidir. SEAT, 9 Mayıs'ta toplam 600 milyon İspanyol pesetası sermaye ile kuruldu. Hissedarlar, %51 hisse ile National Institute of Industry (INI), %42 hisse ile toplam 6 banka ve %7 hisse ile Fiat idi. Fiat üretim teknolojisi katkısını da ortaklığa katmıştı. 1953'te ilk SEAT otomobil, üretim bandından çıktı. Modelin adı 1400'dü. Günümüzde SEAT, Volkswagen Grubu içinde çekici tasarımlı, sportif, yüksek teknoloji kullanılan ve yenilikçi otomobiller üreten markadır. Bu değerler, markanın yeni sloganı "SEAT Auto Emotion" (SEAT Otomobil Duygusu) ile vurgulanmakta ve gelecekteki imajını tanımlamaktadır. Şu anda SEAT,SA bünyesinde Alhambra, Arosa, Cordoba, Ibiza, Inca, Leon ve Toledo olmak üzere 7 model üretimi ve satışı gerçekleştirilmektedir. Bugün SEAT, yoğun olarak Avrupa'da pazarlanmakla beraber, 5 kıtada toplam 68 ülkedeki bayilik ağıyla, yaklaşık 3.600 noktada satış ve satış sonrası hizmetler teşkilatı bulunmaktadır. Şirketin en önemli önceliklerinden birini oluşturan Araştırma ve Geliştirme faaliyetlerine yapılan yatırımlar sayesinde, yüksek kalitede ve yenilikçi ürünler geliştirilmesine olanak tanınmaktadır.

     2000 yılında 25. kuruluş yılını kutlayan Martorell'deki Technical Center'da Araştırma ve Geliştirme bölümünde 2.000 kişi çalışmaktadır. Martorell Technical Center'ın en büyük özelliği, SEAT ürünlerinin tasarım, geliştirme ve üretim aşamalarının bu merkezde birarada gerçekleştirilmesidir. Bu özellik SEAT'ı diğer İspanyol otomobil üreticilerinden ayırmaktadır. SEAT, 2000 - 2004 yılları arasında 250 milyar peseta (1 5 milyar Euro) yatırım yapacak olup, Araştırma ve Geliştirme faaliyetleri için 150 milyar peseta (901 milyon Euro) ayırmış bulunmaktadır. Portekiz Palmela'daki VW Group üretim merkezinde üretilen SEAT Alhambra dışındaki tüm SEAT modelleri İspanya Martorell'deki fabrikada üretilmektedir. Martorell Fabrikası, 1993 yılında İspanya Kralı I. Juan Carlos'un katkılarıyla Avrupa'nın en gelişmiş üretim tesisi olarak açılmıştır. Esnek üretim prosesi ve mükemmel lojistik sistemi bulunan fabrikada her gün 2.300 araç üretilmektedir. 2000 yılında Martorell'in toplam üretimi, bir önceki yıla gore % 6.1 artarak 516.146 araca ulaşmıştır. 2000 yılında 514.800 araç satışı gerçekleşmiştir.

     SEAT SA'nın cirosu 1 trilyon peseta (6,3 milyar Euro) karı ise 14 5 milyar peseta (87 3 milyon Euro) olarak kaydedilmiştir. SEAT SA genelinde bugün 15.000 kişi çalışmaktadır. SEAT, 2010 yılında Avrupa'nın en genç otomobil markası olarak 60. yılını kutlamıştır.
Skoda
     1895 yılında bisiklet meraklısı teknisyen Vaclav Laurin ve muhasebeci Vaclav Klement kendi bisikletlerini yapmışlar ve bu ürüne gururla ve vatanseverlik duygularıyla Slavia diye adlandırmışlardır. Herşey onlar için fevkalade gelişmeye başlar. 1899`a geldiklerinde Laurin&Klement Co. motorsiklet üretmeye başlamışlardır. Uluslararası yarışmalardaki ilk zaferleri kutlanır. 19.yüzyılın bitimi ile şirket otomobil üretmeye başlayarak bir başka önemli olaya imzasını atar. İlk otomobil Voiturette A ticari bir başarıydı. Bundan dolayı Çekoslovak seçkin motorlu araçlarının bir sembolü haline gelmişti. Şirket bilgi ve tecrübesi sayesinde gelişen pazarlarda kendine kalıcı bir yer edinmiş, Laurin&Klement, Avusturya Macaristan Monarşi`sinin en güçlü endüstriyel bölgesi olarak Çek krallığındaki pozisyonunu pekiştirmiştir.

     Şirketin gelişimi artık bir aile işi olmaktan çıkacak kadar hızlı gidiyordu. Bir sonraki adımı atmanın zamanıydı. 1907`de kurucular L&K`yi bir anonim şirkete dönüştürdüler. İlerleme yepyeni bir modeli ortaya çıkardı. 1914`den sonra ise şirket silah üretiminde de rol aldı.Daha sonra otomobillere ek olarak, kamyonetler, otobüsler, uçak motorları ve tarım makinaları da yapmaya başlayacaktı. 1925`te L&K ülkenin en büyük endüstriyel yatırımı olan Skoda Pilsen ile birleşti. Artık marka olarak Laurin&Klement isminin sonu gelmiş ve yeni marka Skoda olarak doğmuştu. Sonuç, gayet hoş pek çok detayı olan zarif otomobillerin seri üretimi olmuş ve bu otomobiller uluslararası yarışmaları kazanmıştı. İkinci Dünya savaşının zor yılları süresince Skoda Nazi Almanyası`nın ekonomik sisteminin bir parçası haline geldi. Şirketin üretim programı savaş zamanı üretim için uyarlandı. Karmakarışık problemlere rağmen, Skoda bir başka seçkin modeli olan Skoda Superb`ü üretmeyi başardı. İkinci dünya savaşının sonu daha fazla değişim getirdi. Batı ülkeri gelişmeye devam ederken, Çekoslavakya’nın tüm endüstri merkezleri planlamaya maruz kalmış, dış dünya ile iletişim ve bilgi alışverişi engellenmişti. AZNP Skoda olarak şirketin ismi yenilenmiş ulusal bir şirket olarak Çekoslovakya’da şahsi araçlar sektöründe tekel haline gelmişti. Sosyal sistemin darbesine ve bilgi boşluğuna rağmen, savaş sonrası döneminin Sosyalist Çekoslavakya’sında şirket ilerlemeyi başarmıştır. Ancak 1960`lar esnasında Batı`ya yeni teknolojilerin gelmesi ile ülkenin sanayisi geri kalmaya başlamıştı. 1970`lerden itibaren ekonomik sistem durağanlaşmaya başlamıştı.

     Fabrika sadece doğu pazarında lider pozisyonunu koruyordu. 1989’daki politik değişim, yeni ekonomi ve pazar gerçeğini de beraberinde getirmişti. Skoda, geleceği yakalamak ve yatırım yapabilmek için güçlü bir yabancı ortak arayışına girdi ve 1990 Aralık ayında hükümet Volswagen Konzern ile ortak olmayı tercih etti. 16 Nisan 1991’de Skoda, VW, Audi ve Seat ile birlikte Konzern’in dördüncü markası oldu.
Toyota
     Toyota Motor Corporation Eylül 1933’de Toyoda Automatic Loom şirket kurucusunun oğlu Kiichiro Toyoda’nın yönetiminde otomobil üretimine adanmış yeni bir bölüm yarattığında kuruldu. Kısa süre sonra 1934’de bölüm ilk Tip A motorunu üretti ve Mayıs 1935’de Model A1 binek aracını ve Ağustos 1935’de ise G1 kamyonunda kullandı. Model AA binek arabasının üretimi 1936’da başladı. İlk araçlar bazı parçalar Amerikan orjinalleriyle değiş tokuş edilmek üzere Dodge Power Wagon ve Chevrolet’ye çarpıcı bir benzerlik gösteriyordu. Toyota Grubu günümüzde en çok otomobil üreticisi olarak tanınsa da halen tekstil işine de devam etmekte ve şimdi tamamen otomatize olmuş ve dünya çapında erişilebilen otomatik tezgahları üretmektedir.

     Toyota Motor Co. ‘nın bağımsız bir şirket olarak kurulması 1937 yılında oldu. Kurucu ailenin soyadı Toyoda, şirket adı özellikle farklılaştırılarak kurucunun aile hayatı ve iş hayatının ayrılığı vurgulanmanın yanı sıra telaffuzu kolaylaştırmak ve şirkete mutlu bir başlangıç verilmek istenmiştir. Sekiz sayısı şanslı rakam olarak kabul edilen Japonya’da Toyota Toyoda’dan daha şanslı kabul edilmektedir, çünkü Katakana’da (Japon hece dizisi) Toyota yazman için 8 darbe gerekmektedir. Çince’de şirket ve araçları halen Çin alfebesindeki eşdeğer karakterlerle bahsedilmektedir. Pasifik Savaşı sırasında şirket İmparatorluk Ordu’su için kamyon üretimine ağırlık vermişti. Japonya’daki şiddetli yokluklardan ötürü askeri kamyonlar mümkün olduğunca basit tutuluyordu. Örneğin kamyonların ön tamponda ortada tek bir farı vardı. Planlı bir müttefik bombardımanının Aichi’deki Toyota fabrikalarını bombalamasında kısa bir süre önce sona ermişti. Savaştan sonra 1947’de ticari binek araç üretimi SA modeliyle başladı. Toyota’nın kalite ve üretim prensipleri kökenini ABD Ordusunun savaş öncesi eğitim programından almaktadır.

     1950’de ayrı bir satış şirketi olan Toyota Motor Sales Co. kuruldu (Temmuz 1982’ye kadar sürdü). Nisan 1956’da Toyopet bayi zinciri kuruldu. Ertesi yıl, Toyota Crown ABD’ye ve ihraç edilen ilk Japon arabası oldu ve Toyota’nın Amerika ve Brezilya bölümleri Toyota Motor Sales Inc. ve Toyota do Brazil S.A. kuruldu.
Volkswagen
     1900 yılında, Paris fuarında büyük ilgi kazanan ve elektrikle çalışan Lohner-Porsche Elektorchaise diye anılan aracın, dizayn ve imaline yardimci olan Dr. Ferdinand Porsche`nin o tarihe kadar, normal çalışan sınıf insanlar için mükemmel bir araba dizayn edip imalatını yapmak, her zaman için en büyük amacı olmuştu. Dr. Porsche ve Adolf Hitler arasında yapılan birçok toplantı esnasında, yeni halk arabasi (Volkswagen) ile ilgili fikir alış verişleri yer aldı. 22 Haziran 1934`de bir kontrat imzalandı. Noktalı çizginin üzerini imzalamak kolay tarafıydı. Her zaman ekonomik bir araba imal etme isteğinde olan Porsche, daha önceki çizim ve fikirlerine dönebilecekti.

     Bu projenin en zor tarafı, maliyeti çok düşük tutabilmekti. Hitler bu arabanın her Alman vatandaşının alabileceği kadar ucuz olmasını emretmişti, ortalama 900 Reichsmark (o zamanın Alman para birimi). Porsche Mühendislik firmasında çalışan Avusturya`lı Franz Xaver Reimspiess`in dizaynı olan dört silindir karşılıklı dört zamanlı motor ölçülere oturdu. Reimspiess bu dizaynından ötürü, Porsche tarafindan 100 Reichsmark ile ödüllendirilmiştir. Bugün hala daha kullanılan orijinal VW ambleminin dizaynından dolayi, 100 Reichsmark tutarunda bir ödül daha almıştı. İnanması zor fakat hergün milyonlarca kullanılan, meşhur dört silindirli VW motoru, Reimspiess tarafından ilk olarak 1934 yılında dizayn edilmişti. Bu ilk modeller sadece 22 beygir gücünde ve 984 cc idi. 1936 yılında prototip V3 serisi araçlarda kullanılan bu motorlar ile saatte 64 mil hiz yapılabiliyordu. Prototip V3 serisinin kasaları, Almanya`nın Stutgart kentindeki Daimler Benz firması tarafından imal edilmişti. 26 Mayis 1938`de Volkswagen fabrikasının temeli atıldı. İmalat 1940`da muharebe tipi araçlar ile başladı. Genellikle bu imalat Kubelwagen (Alman Jeep`i ) idi. 1943`de bu Alman Jeepleri için daha fazla güce ihtiyaç duyuldu. Savaş 1945`de sona erdirildi. Fakat Wolfsburg`daki Volkswagen fabrikasında büyük hasar vardı. Müttefiklerin bombardımanı sırasında, fabrikanın üçte ikisi yıkılmıştı. Şans eseri fabrika İngiliz işgal bölgesi içinde idi ve tamir edildi. Müttefiklerin acilen tamir edilmiş ikmal araçlarına ihtiyacı vardı. Bu hizmeti Volkswagen fabrikasi gerçekleştirdi. Ayrıca müttefik ordularının, personel taşıma ve barışı korumaları için daha çok araca ihtiyaçları vardi. Albay Hirst bu fabrikaları çalıştırıp, yapabilecek kadar araç imal etmeyi önerdi. Böylece işe ve yiyeceğe çok ihtiyaci olan Alman vatandaşlarına, bir olanak sağlanacaktı.

     Böyle yapmak ile harabeler içindeki Wolfsburg şehri yeniden doğdu ve bir zamanlar komik görüntüsü yüzünden ona gülünüp küçümsenen bu araba, kendi erdemleri ile dünyayı fethetmeye çikti. 1948`de İngiltere, fabrikayı tekrar Almanya`ya tahsis etti. Fabrikanın yönetimine Heinz Nordhoff getirildi. Heinz, sadece Alman halkı için değil, bütün Dünya için kaliteli ve uygun maliyetteki bu arabanin üretimine büyük hız verdi. 1956 yılında Amerika'da EMPI isimli bir firma bazı kiler üreterek aracı Amerika’nın California eyaletinden tüm Amerika'ya ve oradanda tüm dünya'ya bu akımı yaydı.
Volvo
     Volvo isminin ilk olarak bir bilyanın üzerinde görünmesinin ardından tam 90 yıl geçti. Volvo markası 22 Haziran 1915 tarihi itibariyle resmi kayıtlara geçmişti. Volvo’nun 90 yıllık hikayesinin başladığı tarihten bir yıl kadar önce, Svenska Kullagerfabriken
– SKF; otomotiv sanayinde üretici markaların bilyalar ve ilgili sistemler üzerinde olan müthiş potansiyelinin farkına vardı ve buna bağlı olarak ihtiyacı karşılayacak kaynaklar üzerinde fikirler oluşturmaya başladı. SKF hali hazırda, Sven Wingquist’in eşsiz küre biçimli bilya icadı sayesinde, konusunda dünya lideri bir üretici konumundaydı. Volvo; basit ve söylenmesi kolay bir isim Şirket yönetiminde çalışan, kelimeler ve yabancı dillerle arası iyi olan zeki bir yönetici, marka kullanımı üzerinde VOLVO ismini (büyük harfler ile) ortaya attı. Başvuru ile ilgili hazırlanan kağıtlar SKF’den; 20 Şubat 1915 tarihinde Stokholm’de bulunan Royal İsveç Patent & Kayıt Ofisi’ne AB Delmar & Patent Ofis’i aracılığı ile gönderildi. “Volvere”; Latince’de “roll – yuvarlan” kelimesinin mastar hali. “Volvo” da “yuvarlanıyorum” demekti. İsim, basit, dahiyane ve şirketin genel çalışmaları ile güçlü sembolik bir bağlantıya sahipti. Bundan da öte, içerisinde R veya S harfleri yoktu. Bu dünyanın birçok bölgesinde telaffuz sorunları yaşanması konusunda minimum risk taşıyordu. SKF, o günlerde büyük bir ihracat şirketi olarak marka isminin değerini son derece iyi biliyordu. Amerikalı sanayici ve kamera üretim firması Eastman, bu tarihten birkaç yıl önce rulo filmleri icat etmiş ve aynı sebeplerden dolayı ürünleri için R veya S harflerini kullanmaktan kaçınmış ve basit bir marka ismi yaratmıştı.

     Beş yıllık duraklama süreci sonrasında tam gaz ileri Volvo’nun start almasından kısa bir süre sonra, otomotiv sektörü I.Dünya Savaşı sırasında durgunluk dönemine girdi. Potansiyel bilya alıcıları, üretimlerini otomobillerden ağır vasıta ve diğer savaş kullanımına yönelik cihazlara çevirdi. Her anlamda tam olarak operasyonel olarak faaliyet göstermese de firma, bu şekilde beş yıl geçirdi. Aktiebolaget Volvo 1920 yılında üretim faaliyetlerini durdurdu. SKF, pazarda ürünlerini gelecek dönemde kendi ismi ile satışa sunmaya karar vermişti. AB Volvo ismi, Ağustos 1926 tarihine kadar rafa kaldırıldı. SKF yönetimi, uzun süren bir çalışma sonrasında otomobil üretimine destek verilmesine başlanması konusunda ikna edildi. Bu fikir, SKF çalışanlarından Asar Gabrielsson tarafından birkaç yıl süren bir çalışma sonrasında kabul ettirildi. Gabrielsson, iyi dostu olan mühendis Gustaf Larson ile birlikte bir İsveç otomobilinin üretilmesi konusunda ısrar etti. SKF en sonunda yolu açtı ve AB Volvo ismini tekrar ortaya çıkararak marka için gerekli işlemlerin yapılmasını ve maddi desteği sağladı. Şirketin resmi ismi, aynı zamanda üretilecek otomobillerin ismi olarak da seçildi. Prototip aşaması boyunca, otomobillere Gustaf ‘tan esinlenerek GL ve Larson isimleri verildi. Tarihi değerlere sahip logo Aynı zamanda; içinde çaprazlamasına sağa doğru bir ok bulunan daire şekli - demir için kullanılan eski kimyasal sembol – logoya adapte edildi. Bu şekil, batı kültüründe yer alan en eski ideogramlardan (düşünceyi yansıtan sembolik çizimler) biriydi ve orijinal olarak aslında Roma İmparatorluğu zamanında Mars Gezegeni’ni simgelemek için kullanılıyordu. Bu işaret, aynı dönemde Romalılar’ın Savaş Tanrısı Mars’a verdiği sembol ile aynıydı. Bu şekil, savaş malzemelerinin yapıldığı malzeme olan demiri ve savaşçılığın sembolü olan erkeksi yapıyı da tanımlaması açısından, zamanın en popüler işaretlerinden biriydi. Aslında bu ideogram, sadece İsveç’te değil, tüm demir sanayinde daima bir sembol olmuştu. Otomobilin önünde yer alan bu sembol, İsveç’in gurur duyduğu demir sanayi; bunun yanında çelik ve dayanıklılık ile de bir birliği simgeliyordu.

     Yeni otomobil ile aynı zamanda Volvo ismi de kendi yazı karakterine kavuştu. Logo tasarımı, radyatör boyunca sol üstten sağ alta doğru uzanan diagonal bir bant ile beraber şekillendirildi ve Nisan 1927 tarihinde henüz daha ilk otomobilde kullanıldı. Bu bant, orijinal hali ile krom logoyu yerinde tutmak için bir gereklilikti, fakat bundan sonra, dekoratif bir sembole dönüştü. Bu sembol, hala üretimden çıkan tüm Volvo modellerinin ızgarasında yer alıyor. 2006 yılından itibaren demirin sembolü olan logo, hem Volvo Cars, hem de Volvo AB için ortak bir sembol haline geldi.

Tüm hakları t2el.com'a aittir. İzin almaksızın herhangi bir içeriğin kullanılması yasaktır.